Nisan 18, 2006
Şiir Defteri - Şiir ve Hayat 2006

Şeref Bilsel ve Cenk Gündoğdu'nun hazırladığı
" Şiir Defteri Şiir ve Hayat 2006" yıllığı yayınlandı.
 
posted by astralvoyage at 4:33 AM ¤ Permalink ¤ 0 comments
Nisan 16, 2006
And a long tale


İlustrasyonlar 1866 D. Appleton and Co. publishers.



Kaynak: PoeticHars
 
posted by astralvoyage at 3:09 AM ¤ Permalink ¤ 0 comments
Nisan 14, 2006
Dada

















 
posted by astralvoyage at 2:31 AM ¤ Permalink ¤ 0 comments
Cemal Süreya Külü
 
posted by astralvoyage at 2:29 AM ¤ Permalink ¤ 0 comments
Behçet Necatigil'in Müsvedde Kağıtları


 
posted by astralvoyage at 2:20 AM ¤ Permalink ¤ 0 comments
Nisan 12, 2006
AŞKLA SANA



alnını
dağ ateşiyle ısıtan
yüzünü
kanla yıkayan dostum
senin
uyurken dudağında gülümseyen bordo gül
benim kalbimi harmanlayan isyan olsun
şimdi dingin gövdende
uğultuyla büyüyen sessizlik
birgün benim elimde
patlamaya sabırsız mavzer olsun

başını omzuma yasla
göğsümde taşıyayım seni
gövdem gövdene can olsun

söyle bana ey
ölümün açıklayıcı pervanesi
hangi yavru tek başına yiğittir
hangi yangın bir başına söndürülür
ah herkes susuyor
hiçkimse bilmiyor içimin yangınını
ah herkes mi susuyor
kalbimi kalbine bağladım dostum
ah herkes mi susuyor
kalbi kalbimize benzeyen dostlar
bir çarmıh gibi bırakıyorken kendini dünyaya
hayatın ateş renkli kelebekleri
bir bir tutuluyorken korkunç koleksiyonlar için
ah herkes mi susuyor

bağırsam içimdeki dehşeti
hırsım deler mi toprağı
beni
acısıyla onduran
dostumu
aşkla vurduran hayat
sana
yaşananla harlanan bağrımın sevdasını akıttım
dünyanın yeni baharına
çatlarken kadim güneş
bağrım delinirken fidanların kanıyla
anamın doğurgan karnıdır diye
sevgilimin sütlenecek göğsüdür diye
dostumun üretken gülüdür diye
sana bağlandım
sana sarıldım

beni umutsuz koma
tarihle avutma beni
çünki aşkla sınanmışım sana
sana yangınla, suyla, ateşle
ölümle, yaprakla, şiirle sınanmışım
ey yaşarken kanayan acı
şimşekli gök, tufan, kan fırtınası
uçurum kıyısında hızla büyüyen ot
yapraksız bir ölümün anısı için
körpecik kuzuların derisi için
beni tarihle avutma
umutsuz koma beni

akıtsam deliren sevdamı
köpürür mü hayatı besleyen su
ey benim
yedi başlı kartalım
her başını
bir dağ başlangıcında koyanım
senin
böyle diri bir akarsu gibi kıvrılan gövdendir
bizim aşkımızı solduranların korkusu
çünki elbette bir su
kendi akacağı toprağın sertliğini bilir
ve suyun gövdesiyle yırtılınca toprak
artık ırmak mı ne denir
işte devrim
ona benzer bir akışın hızına denir

yarın ne olur bilirim ben
bahar gelir, otlar büyür
ölüm de yapraklanır
bir dağ bulur uzun uzun bakarım
bir çam ağacı gölgesi
güzel kokular veren
bir damla güneş görünce
sana da gülümseyeceğim yarın

şimdi senin uzanıp yattığın otlarda
yarın yeni bir yeşillik büyüyecek
              Arkadaş Zekai ÖZGER
 
posted by astralvoyage at 3:01 AM ¤ Permalink ¤ 0 comments
NE TUHAF


















Ne tuhaf ömrümün sonuna kadar
Kelimelerle yaşamam.
Ağaçtan çok ağaç sözünü
Denizden çok deniz sözünü
Sevmem.
Halbuki bir sabah erken uyanınca
Balkona çıkmak da güzel.





Sabahattin Kudret AKSAL
 
posted by astralvoyage at 1:46 AM ¤ Permalink ¤ 2 comments
Nisan 11, 2006
ÇİÇEK DÜRBÜNÜ BENZETİSİ - İYİMSERCE





Yerleşik yabancılığın acısı
Öz düşmanları kendilerinin sevgisiz bilisiz
ve acımasız kabukluların zincirlediği
kara tamlama.
Bir neden yabancıya?
Bir neden yerleşiğe?
Bir neden yerleşik yabancıya?
Susturduklarından sonsuzun dilini,
Dışıyla gerçeğin çizgisini kalın koca leş
doğrusuyla belirleme.



Bakıldığında göz değirmisinden bir çiçek dürbünün
değil midir renklenme olasılıkları tabanında
görülen parçacıkların
yoksamak kurutan kısır umutları, geleneksel
tanrıları,sürülerin çorak gerçekliğini
ve kanatlanarak yaşamak kendi dağılımında...


Kaydır hafifçe elini sağa ve bak
elin hafifçe sağa kaymıştır
(Bir gül bir güldür bir güldür bir gül)
Görünür ayrımı şimdi yenilenen renk konumunun.


Yürü dört adım, dört kez çevir sevgili kırmızı
nesneyi (kırmızıydı ilk ve tek olan)
Bak görülene tutkuyla bak
dört ayrı kez dört ayrı çümbüş...


Sarıl, benzerlerine dokun...
Bir bilinmeyen nicelikte duyumlarının sevinci,
Benzeş özdeşliklerine küçük, renkli bölünmüşlüklerin,
ne hoş, ne düzenli, ne dağınık, ne düşlenmez
yer değişimlerini!
Dizelerini sırala kendince kendiliğinden,
Oyuncağını yuvarla ve yaklaştır bakışını,
Uygun değil mi sözcüklerine kırıkların gözalan
dizilişi kendince kendiliğinden?


Sorma! Ya bir gölge oluşmaz mı hiç,
hep ışık var mı oluyor camdan yüreğine
akan duru, düzensiz kararlılık için?
Korkarak kırılmasından saydam nesnelerin
parçacıkların yitiminden, kapılmasından
Ötelerin el koyucu rüzgarın yetkesine,
başka coğrafyalara doğru.


Kov kara duygulu olasılığı bilincinin
gücüyle
biçimleri kesikler yaratmadan tininde-
Yeni çiçek dürbünleri bul ertesinde düş kırıklığının
Gizlenmişlerse senden, kur öz yaratısını
saflığının.


Geldiğince yüreğinden geçtiğince
yapıla benzerini,
Daha yetkin oluşlar özgül ayrımlar
bekler seni uğraşında,
Şaşarsın dantel yüreğin
ince yeteneğine.


Bekleme bir anı gelsin kurtuluşun
parlak renklerden ve
karanlık soyutta haz kırıntılarını
düşlemenin, sokak bilincine göre
erince kavuşmanın.
O çocuksuluğun ayırdında olamayan
ve direnmeye karşın etkilerini
zorbalıkla yayan kurnazlarca
huniler ve sinsilikle
içirilen beklentiler...


Tüm hücrelerinle kus cellat yargıları!
Seslen sonra övünçle bir gelecek.

HAZİRAN, 1977

 
posted by astralvoyage at 1:38 PM ¤ Permalink ¤ 0 comments
Nisan 09, 2006
RUHM UND EWIGKEIT





...........
Meine Liebe entzündet

sich ewig nur an der Nothwendigkeit

Schild der Nothwendigkeit!
Hüchstes Gestirn des Seins!
- das kein Wunsch erreicht
das kein Nein befleckt
ewiges Ja des Sein's
ewig bin ich dein Ja:
denn ich liebe dich, oh Ewigkeit!
..........



F.Nietzche
 
posted by astralvoyage at 6:15 AM ¤ Permalink ¤ 0 comments
Nisan 05, 2006
ŞİİRİ ÖZLÜYORUM 15.SAYI ( MART- NİSAN 2006 )

Richard Kostelanetz Avant- Garde Nedir?

Fuat Çiftçi Bağımlılık – Şiir Bildirgesi

Küçük İskender Et Yırtıkları

Günay Güner 2005 Yılının Şiir Etkinlik Raporu

Hüseyin Çiftçi’den Dizeler

Halim Şafak Ey Yarasını Yalayıp Duran Sıra Bana Geldi

Ayşe Nalan Kelebektozu

Zeki Karaaslan

İlhan Kemal Yüzüme Basarak Seyrettin Kenti

Halim Şafak Dünya Yazılacak Yerdir!

Ersin Soytorun Poetikamızın Süregen Matbuatı

Yusuf Alper Çözülme

Hüseyin Peker Kaygısız Bir Zamanın İnsanı: Yusuf Alper

Abdurrahman Şenel Yusuf Alper İle Derin Uğultu

M. Turgay Karaaslan Otopsi

Arif Erguvan’dan Üç Şiir

Pelin Özer Mustafa Durak İle…

Nurduran Duman Bir Kentin Adımları

Can Sinanoğlu Şiir Sifalı Bir Sudur

Neslihan Su Buz Kadın

Mustafa Ergin Kılıç Kara Batak

Aziz Kemal Hızıroğlu Yenilen/En

Sean O’brıen Kuzen Manto

N. Ş. Gürgen Metafor Kavramı Üzerine

Uluer Aydoğdu İmajın İçeriği Yok

Kemal Çubuk İnce Tütün Kağıdı

Serkan Özer’den İki Şiir

Fuat Çiftçi Sığla Derin
 
posted by astralvoyage at 11:28 PM ¤ Permalink ¤ 0 comments
Bireylikler 7. Sayı (Mart-Nisan)

küçük iskender şiiri 20. yaşında!

bireylikler 7. sayısını;

*edebi terörist; küçük iskender- halim şafak
*onursal yakupoğlu için bir kara mektup- eren barış
*aşkımız nihayetinde ölümdür ece ağbi- memet özgür
*dip sarnıç- halim şafak
*akışkanlar mekaniği-şakir özüdoğru
*sahi küçük iskender yaşadı mı kedis?- eren barış
*küçük şehir büyük insan- dolunay odabaşı
*küçük iskender’le görüşme- özcan erdoğan
“real mardin’den küçük iskender’e mektup- emel irtem
*küçük iskender ya da gelenekçinin benimsediği bir yenilikçi- vural uzundağ
*kader- yusuf uğur uğurel
*rotayı değiştiren şair- arif erguvan
*yarı yanık fotoğraf- pelin batu
*küçük iskender şiirine giriş denemesi- fuat çiftçi
*seçenek- hakan sürsal
*izmir yapayalnız- ertan yılmaz
*-ve eşya- ali hikmet eren
*iğrençliğin içgüdüsel çekiciliği- hakkı çınar
*ebuzer saray’la görüşme- abdurrahman şenel
*dans- yusuf uğur uğurel
*yaşasın modernizm…-özgür demirci
*korsan, şiir- reha yünlüel
*sesinin ucundan tutsaydım düşmezdim uzaya- pelin özer
*karşı pencere 2- nilay çakular
*suyun korkusu gelevera deresi- ahmet gök
*hareketsiz hareket ettirici- uluer aydoğdu
*bu bir şiir değil- ali toprak
*tepe sarnıç – yürrüyün tekkelere!- promete
*kalp yarası ya da hayat bir melodramın tekrarı- mustafa ibakorkmaz
*81 kambur çocuk- semra canbulat
*feminizm- yaprak zihnioğlu
*bireylikler kitap rafı
*bir hastalık siyah su, ciğer imtihanı- küçük iskender
 
posted by astralvoyage at 11:22 PM ¤ Permalink ¤ 0 comments
Andız Sayı 5
Ahmet Bozkırlıoğlu / Kapalı Kapılar // Şiir
Ahmet Gedik / Katarina // Şiir
Ahmet Günbaş / Yaz Kırgını // Şiir
Akın Zayim / Sıca(CIK) // Şiir
Ali F. Bilir / Saflığın Şiiri// Yazı
Arzu Eşbah / Merope'nin Günlüğünden // Şiir
Aziz Kemal Hızıroğlu / Bir Kadın...Irmağa Şimdi // Şiir
A.Uğur Olgar / Mim Nokta Yaşasın Mum Yakıcılar !// Şiir
Ali Ziya Çamur / Şiirleme // Şiir
Barış Aluk / Şarap, Gece ve Sen // Şiir
Bedriye Korkankorkmaz / Yalnızlığın Öğretmeni // Şiir
Berati Yüksel / Sular Yeşile Keser // Şiir
Bülent Güldal / Göndere Çekilen Karanfil // Yazı
Candan Selman / Kendine Geldin // Şiir
Eda Keskin / Odadaki Yalnız Öyküsü //Öykü Şiir
Esin Arıcan / Sessizliğin Sesi Yarim // Şiir
Fadıl Oktay / On Yedi Otuz Sendromu // Şiir
Ferhat Gülsün / Beni Yak Dumanımı Çek // Şiir
İbrahim Tığ / Telaş // Şiir
İlhan Kemal / Gözlerinden Girilir Bu Şehre // Şiir
İsmail Cem Doğru / Şiirde İnternet Baskısı // Yazı
İzzettin Nazıroğlu / Yığın // Şiir
Kemal Çubuk / Begonyalar Konuşurken // Şiir
Mehmet Yıldız / Eytişim (Diyalektik) ve Şiir // Yazı
Mustafa Boğ / Üşümek // Şiir
Mustafa Yıldız / Serçe Sevinçleri // Şiir
Nesrin Erdem / Sana Çıkmaz Yollarım // Şiir
Nice Damar/Sean O'Brien / Ayrılış // Çeviri Şiir
Özgür Doğan / Gölgeler // Şiir
Pali Canon / Spastik Sevi // Şiir
R.Ezgi Çakıroğlu / Yoğun Bakım // Şiir
Sedat Kısa / Neruda Benim Sevgilim // Şiir
Serkan Özer / Şiire Sessizlik Dahil // Şiir
Sezgin Öndersever / Taş // Şiir
Uluer Aydoğdu / Bütün: Gerçek Olmayan // Yazı
Ümit Sarıaslan / Yüzünün Şafağında //Şiir
Zeki Karaaslan / Kanın Halleri // Şiir
Zeynel Çok / İbrani Bıçak // Şiir
 
posted by astralvoyage at 11:14 PM ¤ Permalink ¤ 0 comments
AKATALPA Nisan Sayısı

AKATALPA NİSAN SAYISINDA

Yazılarıyla:
Ramis DARA : DİL BİLMİYORSAN GAM YEME
ŞİİR YAZARSIN SEN DE

Gültekin EMRE : 'SENTETİK RÜYALAR'
Şeref BİLSEL: ŞİİR ve İKLİM (XV)
İhsan ÜREN : AYDINCIKLARIMIZ VE PİCASSO DENİLEN DEV

Şiirleriyle:
Salih MERCANOĞLU : Ü
Cihan OĞUZ : VELİ DEDEMİN KEMANI
Yücel KAYIRAN : KÖPEKLERİN YAŞAMI
Tozan ALKAN : AĞIRLIK
Hüseyin Avni CİNOZOĞLU : DE JA VÜ
Mitat ÇELİK : KARADİVANE
Şükrü SEVER : DAĞ
Tamer GÜLBEK : BOĞAZA TAKILAN KILÇIK
AbdurRahman ŞENEL : KISRAK
İrfan YILDIZ :K'ÜLLENME

 
posted by astralvoyage at 9:56 PM ¤ Permalink ¤ 0 comments
Necatigil Şiir Ödülü Mehmet Taner’in

Necatigil Şiir Ödülü Mehmet Taner'in

1980'den beri verilen Necatigil Şiir Ödülü'nü bu yıl 'Çevre Çitin Üzerinde Yağmur' adlı kitabıyla Mehmet Taner kazandı.

Füsun Akatlı, Prof. Cevat Çapan, Mehmet H. Doğan, Haydar Ergülen, Doğan Hızlan, Hilmi Yavuz ve Prof. Tahsin Yücel'den oluşan seçici kurul, oyçokluğuyla Taner'in kitabını ödüle layık gördü.

Taner'e ödülü 10 Nisan 2006 Pazartesi akşamı Taksim Park Mühendishane'de düzenlenecek törenle verilecek.





Çevre Çitin Üzerinde Yağmur

Sayfa sayısı : 80
Boyut : 11,5x19,5 cm
Yayın Tarihi : Mart 2006
Barkod: 9789753043304

Çevre Çitin Üzerinde Yağmur, Mehmet Taner’in 1995-2005 yılları arasındaki çalışmalarının bir bölümünü içeriyor. Mehmet Taner, imgeye ağırlık veren bir şiir anlayışını sürdürmüş, M.H. Doğan’ın deyimiyle “coşkunun büyük ölçüde bastırıldığı, düşüncenin, uzak çağrışımlı bir imge ağının ağır bastığı bir şiir arayışı içinde” olmuştur. Taner’in şiirinin “söz ve imge dizgesinin devingenliğine, bu sözcük ve imgelerle kurulan bileşimlere dayandığı” (O. Demiralp) ve “ileri geri şaşırtıcı sıçramalarla kendini gösteren, taklidi pek kolay olmayan, kompleks bir yapı dinamizmi yaratabildiği” (N. Zekâ) kabul edilmiştir.

MEHMET TANER (1946-....)

Nevşehir'in Arapsun ilçesinde doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Rize, Emirdağ, Alaşehir, İzmir ve Erzurum'da , İstanbul Bakırköy Lisesi'nde tamamladı. İstanbul İktisat ve Erzurum İşletme Fakültelerinde öğrenim gördü; Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü'nü bitirdi.TRT Ankara, Erzurum, Hakkari, Kars ve Van Radyolarında spiker ve yapımcı olarak çalıştı. 1976 yılından sonra sigortacılığa başladı.
1970 yılında "Tek Şiir" dalında TRT ödülü kazandı. Milliyet Sanat Dergisi tarafından 1974 yılının dört başarılı genç şairinden biri olarak seçildi. Şiirleri; Adam Sanat, Bahçe, Defter, Edebiyat ve Eleştiri, Oluşum, Sanat Dergisi, Sombahar, Tan, Türk Dili, Türkiye Yazıları, Varlık, Yusufçuk gibi dergilerde yayımladı., 1980 yılında Tan Yayınları'nı kurdu.
Cemal Süreya' nın "imgeyle retoriğin tuhaf bir uzlaşması var" biçiminde vurguladığı Mehmet Taner şiiri çağrışım debisi yüksek, çağdaş, erince eriştirici, anonimleşmeye karşı durucu, divan şiirini soğurmuş, her zaman diri ve bakışı dervişçe özellikler gösterir.

Yapıtları :
Sunak (1978)
Bir Denizin Çekildiği Bütün Kıyılar (1981)
Arka Oda (1981)
Dip (1995)
Siperler (1997)
Küflü Şimşek (1999, beş kitabındaki şiirlerin toplubasımı)
Veda Vezinleri (2002)
Çevre Çitin Üzerinde Yağmur

Ödülleri :
1981 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü
2000 Akdeniz Altın Portakal Şiir Ödülü
Necatigil Şiir Ödülü 2006

 
posted by astralvoyage at 9:46 PM ¤ Permalink ¤ 0 comments
BAYAN LAZARUS / Sylvia PLATH




BAYAN LAZARUS


İşte yine yaptım
Her on yılda bir
Böyle bir tane beceririm

Bir tür ayaklı mucize, tenim
Bir Nazi lamba siperliği kadar parlak,
Sağ ayağım

Tüy kadar hafif
Yüzüm ifadesiz, incecik
Yahudi kumaşından.

Çözün kundağı
Ah, sevgili düşmanım.
Korkutuyor muyum? -

Burnu, göz bebekleri, 32 dişi yerli yerinde mi?
Acı nefesi
Ertesi gün yok olacak.

Yakında, çok yakında
Vahim bir öldür gücü
Evimde, etimde olacak

Ve ben işte gülümseyen bir kadın.
Daha sadece otuzunda.
Ve kedi gibi dokuz canlıyım.

Bu Üçüncü Sefer.
Ne lüzumsuzluk
On yılda bir imha.

Bu ne çok iplik.
Çekirdek yiyen kalabalık
İtişir içeri görmek için

Ellerimi ayaklarımı çözmelerini -
Muhteşem soyunmalar.
Baylar, bayanlar

Bunlar ellerim benim,
Bunlar dizlerim.
Bir deri bir kemik olabilirim, farketmez,

Ben de onlardandım, tek tip kadın işte
İlk seferinde on yaşındaydım.
Kazaydı.

İkinci seferinde istedim
Bitirip gitmeyi ve hiç daha dönmemeyi.
Üstüstüme kapaklandım.

Tıpkı bir midye gibi.
Tekrar tekrar bağırmaları gerekti çağırmaları
Ve üstümden ayıklamaları inci gibi parlak yapışkan
Solucanları

Ölmek
Bir sanattır, herşey gibi.
Özellikle iyi yaparım.

Bir ölürüm ki, cehennemden gelir gibi olurum.
Bir ölürüm ki, adeta hakikaten olurum.
Sanki gider gibi bir davete.

Bunu yapmak çok kolay bir hücrede
Ölmek ve kımıldamamak
Ölüyü oynadığım tiyatroda sıranın gelmesi gibi

Güneşli bir günde geri gel
Aynı yere, aynı yüze, zalim
Eğlenen çığrışlara:

'Mucize!'
İşte bu yere yıkar beni.
Ama bir bedeli var.

Yara izlerime bakmanın, bir bedeli var.
Kalbimi dinlemenin ----
Hakikaten çalışıyor.

Bir bedeli var, çok büyük bir bedeli var.
Bir sözün, veya bir dokunuşun.
Ya da biraz kanımı akıtmanın.

Bir tutam saçımın veya elbisemden bir parçanın.
Eee, Herr Doktor.
Eee, Herr Düşman.

Sizin eserinizim ben,
Paha biçilmez,
Altın topu bebeğinizim

Bir çığlığa eriyen
Dönüyorum ve yanıyorum.
Gösterdiğiniz alakaya aldırmadığımı sanmayın.

Kül, kül -
Külü eşele bak.
Etten kemikten eser yok--

Bir kalıp sabun
Bir nişan yüzüğü
Altın bir diş.

Herr Tanrı, Herr Şeytan
Savulun
Savulun.

Küllerin arasından
Doğrulurum kızıl saçlarımla
Ve çıtır çıtır adam yerim.



Sylvia PLATH
 
posted by astralvoyage at 9:00 PM ¤ Permalink ¤ 1 comments
Bir Sağduyuya / Arthur Rimbaud
Parmağının vuruşu davula,
boşaltıyor tüm sesleri
ve yeni bir uyum başlıyor.
Attığın bir adım ayağa kalkışıdır
yeni insanların ve düşmeleri yola.
Başın çevriliyor, -Yeni Sevi!
Başın çevriliyor, -Yeni Sevi!
“ Değiştir nasiplerimizi, acıları ele,
zamandan başlayarak ” diye sesleniyor
bu çocuklar şarkılarda sana.
“ Yükselt nerede olursa olsun
talihlerimizin ve dileklerimizin tözünü “
diye yalvarıyorlar sana.


Ezelden çıkıp geldin, her yere gideceksin
.
 
posted by astralvoyage at 5:06 AM ¤ Permalink ¤ 0 comments
2006 DÜNYA ŞİİR GÜNÜ BİLDİRİSİ


Şiir depremdir, şiir ayaklanmadır, şiir başkaldırıdır. Şiir şimşektir, yıldırımdır, gök gürültüsüdür şiir. Şiir yani yıldırımı hiçbir siper-i saika durdurumaz. Şiir korkunçtur, güzeldir. Hiçbir kapı, hiçbir duvar önünde duramaz. Şiir yürür, ezer geçer.

Şiir her şeyden, herkesten daha güçlü yıldırıcıdır. Şiir sınır tanımaz, ne kral tanır, ne imparator. Şiir Cengiz Han’dan da, Sezar’dan da, Hitler’den de, Büyük İskender’den de büyüktür. Şiirin yürüdüğü yolun bitimi yoktur. Şiir sonsuzluğa gider, sonsuzluktan gelir.

Şiir hiçbir güce boyun eğmez. En güçlüden daha güçlü, en güzelden daha güzeldir.Eşsizdir,bir benzeri daha olmamıştır olmayacaktır da.

Şiiri hiçbir güç tutsak edemez. Ne altın,ne elmas ne pırlanta şiirden değerli değildir ve olmamıştır olmayacaktır.

Şiir dilsizleri konuşturur,sağırların kulaklarını açar.

Şiir buluttur, yağmurdur, gökyüzüdür. Şiirin arkadaşları, dostları vardır. En yakın dostu bilimdir. Sonra musiki ve resim gelir. Şiirde müzik vardır, resim de, yontu da vardır. Mimar Sinan’la dosttur, Darwin’le, Einstein’la da.

Şiir gelecektir, umuttur, özlemdir, mutluluk ve güzelliktir.

Şiirden en zalim,en gaddar,en acımasız krallar, imparatorlar bile çekinir korkar. Şiir ölümü bilmez, şiir yaşamdır. Şiir muştu, sevinç ve mutluluktur. Şiir kötümserlik bilmez, tanımaz. İyimserdir, cömerttir ve gençtir, delikanlıdır.Yakışıklıdır şiir.

Şiir sonsuzluk gibi kokar. Gülden de, karanfillerden, zambaklardan da.

Şiir deniz gibidir. Nasıl denizi kimse anlatamazsa şiir de tıpkı öyledir. Homeros, Dante, William Shakespeare şiiri anlatmak için büyük çaba harcadılar;ama şiiri deniz gibi tam anlamıyla kimse, hiç kimse anlatamadı. Deniz gibi, o da yalnız kendi anlatır kendini.

Şiir sevgilidir, şiir yazandan iyi koca olmaz. İyi baba,iyi oğul, iyi kız da olmaz. Şiir yazan iyi arkadaş, iyi dost, iyi kardeş olur.”Şiir sevgilidir.” Dedik ve hep sevgili kalmıştır, kalacaktır.

Şiir ne tanker, ne şilep, ne gemidir. Şiir yelkenlidir. Şiir korsan yelkenlisidir. Hayduttur şiir.

Şiir aldatmaz, çalıp çırpmaz. Doğruluktur şiir. Emektir, alın teridir.

Şiir inatçıdır, hırçındır ve hep ama hep yürür gider. Şiir durmaz ve durdurulamaz. Şiire ne boyunduruk, ne tasma takılır. Şiire zincir vurulmaz. Şiire kelepçe takılmaz. Şiir özgürdür, özgürlüktür.

Şiir zalimlere, alçaklara, namussuzlara meydan okur. Onun gücü en güçlüye boyun eğdirir. Engel tanımaz. Engelleri yıkar, ezer geçer.

Şiir ölümsüzdür. Şiir olmasa sevdalılar söylenecek söz bulamaz sevdalılarına. Yani o zaman sevda da,aşk da olmaz. İnsanoğlu yok olur. Şiirdir insanoğlunu sürekli kılan. Anaların şefkati, babaların güveni, çocukların kıvancıdır.

Şiiri anlatmaya çalıştım, ama ne gezer. Önce söylediğim gibi şiiri, deniz gibi, kendi yalnız kendi anlatır. Yaşasın şiir.Yıkılsın diktatörler, krallar, asiller, varsıllar. Şiir zaten onları hep ama hep yıktı ve yıkacaktır.

Ne mutlu şiir yazan, şiir okuyan, şiir sevene.

Ötesi yok.



Arif Damar
 
posted by astralvoyage at 4:40 AM ¤ Permalink ¤ 0 comments