Ağustos 29, 2006
Bir Tufan Sonrası ve Diğer Şiirler / Metin Cengiz

Bir Tufan Sonrası ve Diğer Şiirler
Şair Metin Cengiz’in Fransızca’ya çevrilen seçme şiirleri Fransa’nın büyük yayınevleri arasında yer alan L’Harmattan yayınlarından çıktı.

Şair Metin Cengiz’in seçme şiirleri “Après la tempête et autres poèmes”, Türkçe adıyla “Bir Tufan Sonrası ve Diğer Şiirler” Fransızca’da yayımlandı.


Kitap, şairin ilk 6 kitabından seçilen 39 şiirden oluşuyor. Kitabı Fransızca’ya Gérard Augustin ve Metin Cengiz çevirdi.

Daha önce de Gérard Augustin tarafından seçilen ve Metin Cengiz tarafından dilimize kazandırılan Günümüz Fransız Şiirinden Seçmeler adıyla bir Fransız şiiri antolojisi Digraf Yayınları’ndan ‘Şiirden’ serisinden çıkmıştı.

Uzak yerlere gitmek istiyor insan
Kara bir tahtada bırakmak ne yaşamışsa
Âşık olmak mı bu uğultuda elbette mümkün
Hele önümüzde yıldızlı birkaç yıl varsa
Ama geçmiş yakayı bırakmıyor

Şair Metin Cengiz’in diğer çalışmaları:

Şiir Kitapları: Bir Tufan Sonrası, Büyük Sevişme, Zehirinde Açan Zambak, İpek’A, Şarkılar Kitabı, Gençlik Çağı.

Deneme- Eleştiri- İnceleme: Şiirin Gücü, 1923-1953 Toplumcu Gerçekçi Şiir, Modernleşme ve Modern Türk Şiiri, Şiir, Din ve Cinsellik, Nazım’dan 70’li Yıllara Türk Şiirine Eleştirel Bir Bakış, Şiir, İmge, Biçim- Şiirin Teorik Sorunları.

Röportaj: Hayat, Edebiyat, Siyaset-Ahmet Oktay ile Dünden Bugünden

Çeviri: Max Jacob/ Sahici Mucizeler, Aimé Cesaire/ Seçme Şiirler, Pablo Neruda/ Aşk Soneleri, Pablo Neruda, Eugene Guillevic/ Seçme Şiirler, Jacgues Prevert/ Seçme Şiirler, Jules Laforgue/ Sevdalılar, Baudelaire’den Günümüze Modern Fransız Şiiri, Batmış Güneşler Üstünde Günümüz Fransız Şiirinden Seçmeler

*****************************************

UN CHANT FRAIS ET DOUX
Le jour a brillé comme chaque jour
Il a offert ses lumières vieillies aux profondeurs de la terre
A coulé avec son ciel dans les yeux d’un homme, l’homme est
devenu ivre
Les moineaux ont levé des tempêtes en lui
Des milliers sont tombés de la branche, des milliers se sont envolés
Un bruissement a couvert l’endroit et s’est appuyé sur un passage
Ils n’ont pu en sortit tant les rochers du val étaient cramponnés
les uns
aux autres

Ensuite un moineau est sorti par le passage en se blessant les ailes
En laissant des traces de sa plaie
Sur les rochers
Sortit par le passage
Il zigzagua ainsi dans l’air
Aussitôt les moineaux ont afflué
Et ils ont commencé â chanter un chant frais et doux
 
posted by astralvoyage at 5:34 AM ¤ Permalink ¤ 0 comments
Mühür 10.Sayı
 
posted by astralvoyage at 4:16 AM ¤ Permalink ¤ 0 comments
Ağustos 25, 2006
Nâzım Hikmet Barış Günleri

2-3 EYLÜL
“NÂZIM HİKMET BARIŞ GÜNLERİ”


KONSERLER / Selamiçeşme Özgürlük Parkı

02 Eylül Cumartesi 18:00 – 23:00
03 Eylül Pazar 16:30 – 23:00

Cahit Berkay ve Taner Öngür (Moğollar)
Yunanistan’dan Müzik Grubu
Ayşe Tütüncü
Pinhani ve Akın Eldes
Ufuk Karakoç
Kudret Kurtcebe
Şehir Işıkları
Sumru Ağıryürüyen
Khalkedon
Emin İgüs
Renan Bilek
Nejat Yavaşoğulları
Vecdi Yücalan (Grup Objektif )
Vedat Sakman ve Grup Art-Niyet
Şems-ıl Cenubi
Okyanus
Havva Karataş
Aşkın Aldanmaz
NHKM Gençlik Korosu
Yurtsever Cephe İşçi Korosu
Sokak Müzisyenleri



TİYATROLAR / Kadıköy Sokaklarında

1) “BARIŞ İÇİN ŞİİRLER, ŞARKILAR VE OYUNLAR” – TİYATRO SİMURG
Aristofanes, Ritsos, Nâzım Hikmet, Bertolt Brecht, Hasan İzzettin Dinamo, Fazıl Hüsnü Dağlarca ve Can Yücel’in dizeleri ve yazılarından oluşan oyun metni, 5’er dakikalık bölümler halinde oynanacaktır.
Yöneten: Mehmet Esatoğlu
Oyuncular: Bilgesu Ataman, Gizem Taştan, Çağdaş Ataman, Gülyeter Korkmaz, Hale Üstün, Gülhan Saracoğlu, Hüseyin Uysal, Hasan Mullaoğlu, Neslihan Ümmetoğlu ve Mehmet Esatoğlu


2) “ÇOK YAŞA TİYATRO” – TİYATRO SİMURG
Marlow, Shakespeare, Anatole France, Lorca, Haldun Taner ve Dario Fo'nun oyunlarından kısa bölümler içeren bu oyun 10-15’er dakikalık bölümler halinde sergilenecektir.
Yöneten: Mehmet Esatoğlu

3) “DAVET” – DEĞİŞİM ATÖLYESİ OYUNCULARI
Oyun Yazarı: Nâzım Hikmet



4) “ULRİKE MEİNHOFF” – DEĞİŞİM ATÖLYESİ OYUNCULARI
OyunYazarı: Dario Fo ve Franca Rame



EDEBİYAT ETKİNLİKLERİ
02 Eylül Cumartesi Saat: 19.00 / NHKM Bahçe

SERBEST KÜRSÜ:
Ali Ayçil, Altay Öktem, Arif Damar, Atakan Yavuz, Aydın Hatipoğlu, Betül Dünder, Cenk Gündoğdu, Derya Önder, Engin Turgut, Enver Topaloğlu, Gonca Özmen, Güray Öz, Hasan Taşçı, Haydar Ergülen, Kemal Ergülen, Kemal Özer, Leyla Şahin, Metin Cengiz, Mustafa Köz, Müslim Çelik, Nur Saka, Oğuz Özdem, Onur Caymaz, Orhan Aklaya, Osman Durmuş, Refik Durbaş, Salih Aydemir, Salih Bolat, Serdar Koçak, Suna Aras, Şeref Birsel, Efe Duyan, Cengiz Kılçer
(Türkiye Yazarlar Sendikası’nın desteğiyle)



03 EYLÜL PAZAR SAAT:20.00 / NHKM BAHÇE
“SAMAN SARISI” – Nâzım Hikmet / Ankara Nâzım Kültürevi Sanatçıları


BARIŞ GÜNLERİ VE ÇOCUKLAR / 2-3 Eylül / NHKM Bahçe
Nâzım’ın bahçesinde çocuklarla drama, müzik, resim çalışmaları gerçekleştirilecektir.


FOTOĞRAF SERGİSİ
2-3 EYLÜL / SELAMİÇEŞME ÖZGÜRLÜK PARKI

“BARIŞ” / NHKM FOTOĞRAF TOPLULUĞU
2-3 Eylül tarihlerinde Nâzım Hikmet Barış Günleri kapsamında Nâzım Hikmet Kültür Merkezi Fotoğraf Topluluğu'ndan Tülin Dizdaroğlu'nun küratörlüğünde "BARIŞ" konulu bir fotoğraf sergisi düzenlenecektir. Türkiye'nin saygın ve başarılı fotoğrafçılarının fotoğraflarının sergileneceği etkinlik, Selâmiçeşme Özgürlük Parkı'nda görülebilir.
Bize barışı anlatan ve hatırlatan tüm anların, imgelerin güzelliğiyle bezenmiş sergi, Nâzım Hikmet Barış Günleri'nden sonra NHKM'de de ziyarete açılacaktır.


FİLM GÖSTERİMLERİ / NHKM Bahçe

2 EYLÜL CUMARTESİ 21:00
“BARIŞ ve SAVAŞ (Pace and Guerra)”
Milan Stankoviç, Murat Çınar; Ivan Superdaka- İTALYA/Ocak-Haziran 2005 (Ortak yapım)
İtalya’da sinema eğitimi alan Murat Çınar ve arkadaşlarının ortak yapımı olan kısa filmde, Savaş ve Barış kelimelerinin herkes için farklı anlamları olduğu ve bu anlam farklılığının farklı dil ve kodlama yapılarına sahip olmamızdan dolayı gerçekleştiğini, ancak gerçekte sadece bir savaş ve sadece bir barış olduğunu kodlar aracılığıyla anlatıyor. Filmde Irak savaşında ölen 64 Türk kamyon şoförüne de gönderme yapılıyor.

02 EYLÜL CUMARTESİ 21.15 / NHKM BAHÇE
“YUNANİSTAN’DA SÜRGÜN BÖLGELERİ 1900-1974”
Yönetmen: Leonidas Vardaros
Yunanlı yönetmen, Leonidas Vardaros’un Devlet Televizyonu için hazırladığı film, sürgün edilen komünistlerin röportajlarından ve tarihi görüntülerden oluşuyor. Yunanistan’nın tarihine dair belge niteliği taşıyan bir film.


3 EYLÜL-PAZAR 21:00 / NHKM BAHÇE
“YÜRÜYORUZ: İncirlikten Dolmabahçe’ye” 2006
Nâzım Hikmet Kültür Merkezi Sinema Topluluğu
Yurtsever Cephe'nin, ABD emperyalizminin bölge politikaları ve saldırılarına karşı bir örgütlenme çalışması olarak başlattığı ve İncirlik'ten Dolmabahçe'ye kadar süren "ABD defol, Bu memleket bizim" yürüyüşünün filmidir.


BARIŞ DERNEĞİ Etkinlikleri

PANEL:
“ORTADOĞU’DA SAVAŞ VE TÜRKİYE’NİN KRİZİ”
3 EYLÜL 2006 PAZAR SAAT: 17:00 / NHKM BAHÇE

Katılımcılar:
Vera Nikolaidu (Milletvekili, Yunanistan Komünist Partisi Merkez Komite Üyesi)
Kemal Okuyan (Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri)
Merdan Yanardağ (Gazeteci)
Mete Çubukçu (Gazeteci)



"Gelenekten Geleceğe" Barış Sergisi 2006
2-7 EYLÜL 2006 / KADIKÖY İSKELE BAŞKANLIK BİNASI SERGİ SALONU
(Beşiktaş Vapur İskelesi Karşısı)
AÇILIŞ KOKTEYLİ 2 EYLÜL 2006, CUMARTESİ SAAT 16:00

* Kadıköy Belediyesi'nin katkılarıyla
** DMS'nin katkılarıyla
 
posted by astralvoyage at 6:09 AM ¤ Permalink ¤ 0 comments
Ağustos 11, 2006
Barışarock 2006'ya Günler Kaldı.
BARIŞAROCK NEDİR?

Barışarock 26-27 Ağustos tarihlerinde Sarıyer Mehmet Akif Ersoy Piknik alanında yapılacak. Bu dördüncü senemiz, geçen yıllarda da yüzlerce aktivistin katılımıyla örgütlendi Barışarock. Barışarock sadece bir konser değil, bir festival, bir eylem…
Sahnede müzik varken, alanda yapılacak tiyatro, sinema, söyleşilerle derdi olan ve ifade etmek isteyenler için bir kürsü olacak Sarıyer. Barışarock, gönüllüler tarafından örgütleniyor. Her Çarşamba İstiklal Caddesinde Karakedi Kültür Merkezi\'nde 19\'da bir araya geliyor, ne yaptığımızı ve ne yapacağımızı konuşuyoruz. Kararlarımızı toplantılarda ve uzlaşarak alıyoruz. Birbirimizi ikna ederek ilerliyoruz. Bütün aktivistler eşit söz hakkına sahip, dileyen katılabilir.




Katılım bireyseldir, herhangi bir kurum-örgüt temsiliyeti üzerinden yürümüyoruz.
Karşı olduklarımıza karşı olanlarla, bir eylemi birlikte hayata geçirmek istiyoruz.
Şimdi yaz sonundaki bu büyük eyleme hazırlanmak gerek… Müziği alıp satmayanlar, müziği yapanlarla birlikte, barış isteyenler, başka bir dünyaya çapkınca göz kırpanlar, arsız muhalifler, biz yaramaz çocuklar 26-27 Ağustos\'ta Sarıyer Mehmet Akif Ersoy Piknik Alanı\'ndayız. Ki gelen meydanlarda bağırmak ve sokak başlarında adını anmak vaktidir… Gelen şarkı söyleme, tiyatro yapma, muhalefet icra etme, karikatür çizme, barış için bin turna uçurma, çakırkeyif olma, kamera obscura ve şenlik ve şenlik ve şenlik mevsimidir.
Hadi gelin buluşalım…

NEYE KARŞI FESTİVAL?

Dördüncü yılımızdayız… Üç yıldır, Barışarock alanlarında, şarkılarımızı barış için söylüyoruz. “Şarkılarımız Yeryüzüne” dedik, “Evimiz Dünya”, “Rock Şişede Durmaz” dedik. Dedik ki “Karsı Festival”iz…

Barışarock’ta her nota, her ses, her slogan, her caba Bushgillere karşı. Barışarock’ta bütün melodiler, savaşa, işgale, işgalciye karşı. Barışarock hayatlarımızı tahakküm altına alanlara karşı. Her yıl Barışarock daha da büyüyor. Ne kadar büyürsek sesimiz o kadar yankılanıyor.

Ne kadar yankılanırsa savaş çığırtkanları o kadar korkuyor.
Onlar bir avuç, biz milyarlarız. Onlar bir avuç petrol tüccarı, silah satıcısı, çokuluslu şirket CEO’su.

Biz dünyanın bütün sokaklarında, bütün meydanlarında, tüm o güzel şarkılarımızla ABD müdahalelerine, sendikasızlaştırmalara, paralı eğitime, cinsiyetçi baskılara, irk ayrımcılığına, yoksulluğa, açlığa, adaletsizliğe, militarizme, özelleştirmelere, küresel iklim felaketine, milliyetçiliğe, nükleer santrallere direnenlerdeniz…
Barışarock 2006, 26-27 Ağustos tarihlerinde küresel direnisin bir parçası, barış, adalet, özgürlük, eşitlik ve dayanışmadan yana milyarların sen sesi olmaya devam edecek.


BARIŞAROCK İLKELERİ

1) Asla "ticari" olmadi. "Kazanilacak" paraya el sürmeyecegi ve her artiyi baris için degerlendirecegi sözü verdi.
2) Zorunlu kalemler disinda her seyi dayanisma kültürüyle çözdü.
3) Tek gündemi ve derdi "baris" oldu. Baris kültürü ve baris çagrisinin yayginlasmasi, uluslararasi savas karsiti hareketin bir parçasi olmak yargilariyla davrandi.
4) Kendi disindaki sosyal dertleri olanlarinda kürsüsü olmayi tercih etti.

Destekleyen Sivil Toplum Kuruluşları ve Kampanyalar

Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu
Küresel Eylem Grubu: Nükleer Karşıtı Kampanya, Küresel İklim Değişikliğine Karşı Kampanya, GSS karşıtı kampanya
Birarada Yaşamı Savunalım Kampanyası
Karakedi Kültür Merkezi
Gelecek Dergisi
Sosyalist İşçi
Türkiye Sakatlar Derneği
SODEV
LAMBDA Eşcinsel Sivil Toplum Kuruluşu
Uluslar arası Af Örgütü
Roll Dergisi
Express Dergisi
Yeşiller
Munzur derneği
Pazartesi dergisi
Feminist Kadın Çevresi
Türkiye Sosyal Forumu
Haydarpaşa İnisiyatifi
Güney Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi
Sanat Edebiyat Dergisi
78’liler Girişimi
Toplumsal Kalkınma Gönüllüleri
Greenpeace
Vapurlarımızı Vermiyoruz İnisiyatifi
Hayvan Özgürleşmesi Hareketi
Amargi
Uluslar arası Af Örgütü
Fanzin Standları
Birgün Gazetesi
Dünya Yalnız Bizim Değil
Müzik Grupları Standları
Öğrenci Muhalefeti
Tüko-Der
Mor Çatı Kadın Sığınma Vakfı
Gökkuşağı Vosvosları
Muhalif Refleks Dergisi

Odalar ve Sendikalar

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği
Türk Tabipler Birliği
İstanbul Tabip Odası
Diyarbakır Tabip Odası
BİRLEŞİK METAL-İŞ
TEZKOOP-İŞ

Atölyeler
Atölyeler grubu alanda insanları meşkul edecek, eylendirecek, akivite ve oyunlarları bünyesinde bulunduruyor.

Hint kınası
Maharetli Barışarock aktivistleri, alana gelen barışçıların istedikleri bir deseni ücretsiz olarak hint kınası ile nakşedecekler.

Kukla atölyesi
İki gün boyunca alanada bulunacak olan malzemeler ile kukla yapmasını, yaptığımız kuklaları kullanmasını öğrenecegiz, kuklacı arkadaşların oyunuları ile eğleneceğiz.

Radyo Barışarock
Alana kurulacak olan radyo ile fm bandı üstünden kısa mesafeli radyo yayını yapılacak.
» Sahne alamayan grupların şarkıları 24 saat aralıksız yayınlanacak, bu grupların elemanları ile röpörtajlar gerçekleşecek.
» Barışarock’a gelmiş olan STK sözcüleri yaptıkları işleri, deneyimleri anlatarabilirler.
» Barışarock’a dinleyici olarak gelmiş insanlarla röpörtajlar yapılacak, sohbetler edilecek.
» Geçen sene yapılan günlük gazete gibi alandan haberler ve belirli aralıklarla Barışarock programı yayınlanacak.

Fotoğraf atölyesi
Alana makineleri ile gelecek arkadaşlarla Barışarock\'ı en renkli biçinde anlatacak fotoğraflar çekeceğiz.

Video atölyesi
Alanda elinde video kaydı yapabilen araçları olan arkadaşlardan gruplar oluşturulacak, bu gruplara küçük video dersleri ve kasetler verilecek. İlerki yıllarda montajlanıp kullanmak amacı ile sesli, eğlenceli görüntüler elde edilecek.

Uçurtma atölyesi
Alanada renkli uçurtmalar yapacak en güzel dileklerimiz ile gökyüzünde çıkartacağız.

Anı tepesi
Barışarock'a İstanbul dışından gelmiş arkadaşlarımızın kendilerine ait küçük bir eşyayı bırakabilecekleri bir tepe olacak.

Dilek ağacı
Barış, adalet ve özgürlükten yana olan tüm insanların iyi dileklerini kumaşlara yazarak üzerine bağlanmasını isteyen güzel bir ağacımız olacaktır.

Oyunlar
Satranç, uzun eşek, birdir bir, istop, misket, topaç, mendil kapmaca gibi çocukluk oyunlarımızı oynayacağız.

Disiplinler Arası Sanat Buluşması
Karşı festival, Barışarock\'ın sesinin sadece sahne olmaması, bu sesi daha güçlü çıkması için Barışarock’ın içeriğine uygun çeşitli workshop ve performansların yer alacağı resim, heykel, fotoğraf, enstalasyon gibi görsel sanatların çeşitli disiplinlerin bir arada sergileneceği bir buluşma gerçekleşecek.

Tiyatrolar
Tiyatro Güney - Mahşer-i Cümbüş - Bakırköy Oyuncuları - Orta Direk Tiyatrosu - Tiyatro Simurg - Maske Tiyatro Topluluğu



Festival Programı

SAHNE LİSTESİ

26 Ağustos Cumartesi

12.00 The Blow Up’s (İngiltere)
12.45 Erdal Bayrakoğlu
13.30 Gevende
14.15 Kara Güneş
15.00 Çilekeş
15.45 False in Truth
16.30 Deli
17.15 Çamur
18.00 Zardanadam
18.45 Demirhan Baylan
19.30 Aylin Aslım
20.15 Işığın Yansıması
21.00 Moğollar
21.45 Mehmet Ali Alabora konuşması ve Savaşa Karşı Ses Çıkar
22.00 Mor ve Ötesi
22.45 Final

27 Ağustos Pazar

12.00 Pinhani
12.45 Yolgezer
13.30 Soulitary
14.15 Koma Revşen
15.00 Kara Kedi
15.45 Anima
16.30 Catafalque
17.15 Nidal (Suriye)
18.00 Turgut Berkes
18.45 Redd
19.30 Demir Demirkan
20.15 Yaşar Kurt
21.00 Kurtalan Ekspres
21.45 Kardeş Türküler & BGST
22.30 Bulutsuzluk Özlemi
22.45 Final


KAMP ALANI

Alanda çadır satışı veya kiralama yapılmayacaktır. Bu yüzden herkesin çadır ve konaklama malzemelerini yanında getirmesi gerekli.
Alanın herhangi bir yerinde kesinlikle ateş yakmak yasaktır.
Alanın temizliğini her sene olduğu gibi bu senede birlikte yapıyoruz. Çöp torbası getirebilen getirsin, getiremeyen olursa orada bulundurulacaktır.

GETİRMEMENİZ GEREKENLER

İçeriye yiyecek ve içecek alınmayacaktır. Kapıda problem yaşamamak için lütfen herhangi bir yiyecek ya da içecek getirmeyelim.
Kesici delici aletler kesinlikle içeriye alınmayacaktır.
İlaç kullanması gereken arkadaşlar mutlaka kullandıkları ilaçların reçetesini yanlarında getirsinler. Ayrıca kullanması gereken ilacın alanda yeteceği kadarını yanlarına alsınlar. Reçetesiz ilaç kesinlikle içeriye alınmayacaktır.
Mümkün olduğu kadar alana toplu taşıma araçları ile gelelim. Otopark alanı kısıtlı olduğundan illerden gelecek otobüslere tölerans tanımamız gerekli. Ayrıca alana festivalin görevli araçları haricinde araç sokulmayacaktır.


Festival alanına nasıl gidilir?

Şehirden Festival Alanına Gidiş/Dönüş
Gerek Ortaköy-Bebek-Sarıyer sahil yolundan, gerekse Beşiktaş-4. Levent-Maslak yolundan festival alanına ulaşabilirsiniz.

Düzenli Otobüs Hatları ve Duraklar
Taksim 4. Levent ve Sarıyer'den: 42 hat numarasıyla düzenli otobüs hatları mevcuttur. Bahçeköy araçları festival alanının tam önünden geçmektedir. Daha ayrıntılı bilgi için: www.iett.gov.tr sitesini ziyaret edebilirsiniz


İletişim

Cihat Demirtaş
cihatdemirtas@gmail.com
0544 840 03 74

Funda Baysal
camlicagazoz@gmail.com

Email:

Yahoo Groups: barisarockfestival@yahoogroups.com
 
posted by astralvoyage at 9:41 PM ¤ Permalink ¤ 0 comments
Ağustos 10, 2006
Teröre karşı tavır almak


Yılmaz Erdoğan, kişisel görüşüme göre geç de olsa, cesur bir çıkış yaptı ve teröre dur çağrısı yaptı.
Erdoğan yazısında açıkça ismini vermemiş ama "Güvercin kanadı"na yazılan mektubun doğrudan alıcısı PKK.
Çünkü Güneydoğu'yu mayınlarla dolduran, askerlere pusu kurup öldüren, dağda hala binlerce silahlı genç dolaştıranın kim olduğunu herkes biliyor.
Erdoğan'ın bu çağrısı şiddette karşı aldığı duruş nedeniyle desteklenmelidir.
Kürt kökenli bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olan aydın, Kürt kimliği adına savaş verdiklerini söyleyenlere karşı tavır alma cesareti göstermiştir.
Bu cesareti gösterenlerin sayısının artması şiddetin siyasal amaçlar için kullanılmasının önünü alacaktır.
Erdoğan gibi şiddeti kınayan Kürt kökenli aydınların sayısının çoğalması, bölgenin terör örgütünün hegemonyasından çıkmasını sağlayacaktır.
Ama bu sadece şiddetin yörüngesini belirleyen insanlara çağrı yapmakla olmaz.
"Kimin dudaklarının ucundaysa bunca gencecik hayat, ben ona yalvarmak istiyorum. Ne olur, bu işi durdur. Ben siyasetten miyasetten bahsetmiyorum. Dizlerimin üzerine çöktüm, 'Bu genç ölümleri durdur' diyorum" demiş.
Siyasetten bahsetmesi gerek aslında.
Çünkü sorunun çözümü oradan geçiyor.
Şiddeti kınayan Kürt kökenli aydınların sayısının artması, PKK ile arasına mesafe koyabilen Kürt kökenli siyasetçilerin çoğalması hem Türkiye'nin önünü açacak bir gelişme olacak, hem de genç ölümlerine bir son verecektir.
Aydın sorumluluğu tavır almayı gerektirir.
Erdoğan'ın yaptığı çağrıya yenilerinin eklenmesi, şiddette karşı durma cesaretinin gösterilmesi PKK'yı yalnızlaştıracak, kitleler ile arasına mesafe konmasına yol açacaktır.
Şiddetin etkisini yitirdiği hatta şiddeti yaratanlara karşı bir silaha dönüştüğü toplumlar, sorunlarının üstesinden daha kolaylıkla geliyorlar çünkü.
İspanya bu konuda en çarpıcı örnek.
Milyonların şiddeti kınama yürekliliği gösterdiği bu ülkede terör siyasi amaçlara erişmek için kullanılan bir araç olmaktan çıktı.
Bask'tan Katalonya'ya kadar bütün özerk bölgeler, refarandumlar, yerel meclis kararlarıyla hem siyasi, hem kültürel haklarını genişletme şansını elde ettiler.
Çünkü orada şiddete hayır deme cesareti gösteren bireyler çıktı.
Hepimiz ciddi bir yol ayrımındayız.
Ortadoğu'nun bir cehenneme döndüğü, komşularımızın fiili işgal altında olduğu, Amerikan-İsrail-İngiliz işbirliğiyle oluşturulan şiddet ve ölüm makinesinin bölgemizi kasıp kavurduğu bir ortamda, barışı yüceltmek her yurtseverin en başta gelen görevi olmalıdır.
Şiddet kaçınılmaz olarak şiddeti doğuracaktır.
Şiddet atmosferi, faşizan eğilimleri güçlendirecek, kör topal demokrasimizi sakatlayacaktır.
Kardeşçe birarada yaşamamızın ilk koşulu, şiddetin bir siyaset aracı olmaktan çıkarılmasından geçer.
Onun için Kürt kökenli aydınların birer birer öne çıkıp terörü lanetlemesi gerekir.
Bunu hem bölge halkının huzuru, hem de ülkenin geleceği için yapmalılar.



Ergun Babahan / Sabah gazetesi yazarı
 
posted by astralvoyage at 5:25 PM ¤ Permalink ¤ 1 comments
Can Yücel "Can Taşı"nda Anılıyor.
Şair Can Yücel'e 'Şiir'li Anma
12 Ağustos'taki anma için Yücel'in eşi ve kızı iki ayrı şiir yazdı.



Ünlü şair Can Yücel ölümünün 7. yılında Datça'da bulunan mezarının başında törenle anılacak.

Can Yücel'in eşi Güler Yücel, yaptığı açıklamada, her yıl olduğu gibi bu yıl da 12 Ağustos tarihinde ünlü şairin sevenleri ile birlikte "Can Taşı"nda (Yücel'in mezarında) bir araya geleceklerini belirtti.

İki gün önce eşini rüyasında gördüğünü ve bunun üzerine "Yaşıyor" isimli bir şiir yazdığını anlatan Güler Yücel, şunları söyledi:

"12 Ağustos tarihinde eşimin sevenleri ile 'Can Taşı'nda buluşacağız. Ona olan sevgimiz her yıl biraz daha yoğunlaşıyor. Onun hala aramızda yaşadığına inanıyorum. Çünkü sevenleri her yıl onu hiç yalnız bırakmıyor. Geçtiğimiz gün onu rüyamda gördüm. Bu yüzden 'Yaşıyor' isimli bir şiir yazdım. Bu şiirde Can Yücel'in hala yaşadığını herkese anlattım. Kızım da babasına olan özlemeni ayrı bir şiirle dile getirdi."

Güler Yücel'in "Yaşıyor" isimli şiiri şu mısralardan oluşuyor:

"Düşüme girdin yine dün gece
Yaa, dedim sen misin Can?
Tabii ki benim
Hem dimdik, dipdiri ayakta
Kızım, kandırdım, aldattım ben hepinizi
Keskin bakışıyla delip geçti beni
Uyandım, yoktu tabii
Yine daldım
Aptallar, yaşıyorum, yaşıyorum ben dedi"

Yücel'in küçük kızı Su Yücel'in babası için yazdığı şiir de şöyle:

"Bizim Eski-Datça'daki evin taş duvarları
Senin sesinle yankılanıyor
Eve gelen ziyaretçiler de kayalara yazılmış
Senin şiirlerini okuyorlar
Bu sesler senin tok sesin değil
Ama senin şiirinin sesi
'Canavar Cafer' yetti gari
gelsene diyorum"

 
posted by astralvoyage at 3:36 AM ¤ Permalink ¤ 2 comments
Ağustos 08, 2006
İsrailli Yazarlar Ateşkes İstedi
Ünlü yazarlar David Grossman, A.B. Yehoshua ve Amos Oz, İsrail’in yüksek tirajlı Haaretz gazetesinde yayımladıkları açık mektupta, İsrail Hükümeti’ne acil ateşkes çağrısı yapmakla birlikte, Hizbullah örgütüne karşı askeri harekata destek verdiler. İsrail Ordusu’nun harekatını meşru bir savunma ve uluslararası hukuka uygun olarak değerlendiren yazarlar, harekatın bu aşamada hedeflerine ulaştığını, her iki taraftan daha fazla kan akmaması için ateşkes ilan edilmesi gerektiğini belirttiler.
 
posted by astralvoyage at 7:05 PM ¤ Permalink ¤ 0 comments
Ümit Kaftancıoğlu Öykü Ödülleri

Ödül şartnemesine göre yarışmaya katılacak olan öykülerin daha önce yayınlanmamış ve ödül almamış olması, katılımın 2'şer adet öykü ile gerçekleşmesi, öykü sahibinin isim yerine rumuz kullanması gerekiyor.

Eserlerin değerlendirilmesinde de 1.,2.,3... gibi isimsiz açıklama yapılması ve ilk 10 öykünün kitap olarak yayınlanması kararlaştırıldı.

30.11.2006 son katılım tarihi olarak ilan edildi. Öykü yarışması sonuçları 15.03.2007'da basın yolu ile açıklanacak ve Ümit Kaftancıoğlu'nun öldürülüşünün 27. yılı olan 11 Nisan 2007 günü yapılacak anma töreni ile ödüller sahiplerine verilecek.

Yarışmanın Jüri Üyeleri:

Adnan Özyalçıner
Osman Şahin
Mehmet Güler
Öner Yağcı
H.Hüseyin Yalvaç

Daha Fazla Bilgi için:

Ümit Kaftancıoğlu 2007 Öykü Ödülleri
Yalın Ses Edebiyat Dergisi
Hüdâvendigar Cad. Saffeti Paşa Sok. No:14/101
SİRKECİ/İSTANBUL

Bilgi:
Öztürk Tatar
0 (212) 512 58 56
0 (555) 254 27 26
 
posted by astralvoyage at 5:59 PM ¤ Permalink ¤ 0 comments
Berna Olgaç'ın İlk Şiir Kitabı: 'ben-siz ve öteki' Çıktı.

Berna Olgaç'ın İlk şiir kitabı kül/sanat yayınlarından çıktı.

1975 yılında istanbul'da doğan Olgaç'ın şiir ve yazıları;

Ada, Andız, Akatalpa, Bahçe, Budala, Mor Taka, Mühür, Şiirli Çıkın, Şiiri Özlüyorum,
Şiir Ülkesi ve Öteki-siz gibi dergilerde yayımlandı.
 
posted by astralvoyage at 2:51 PM ¤ Permalink ¤ 0 comments
XXI.Yüzyıl Hayyam'ları

Sonuçları 15 Ağustos'da açıklanacak Şarap konulu şiir yarışmasının afişi.
 
posted by astralvoyage at 2:47 AM ¤ Permalink ¤ 0 comments
Ağustos 05, 2006
M.SUNULLAH ARISOY ŞİİR ÖDÜLÜ
KUŞADASI EĞİTİM VE GELİŞTİRME VAKFI (KEGEV)

KEGEV' in düzenlediği M. Sunullah ARISOY ödülü, bu yıl da şiir
dalında verilecek.

M. Sunullah ARISOY' un Türk Diline gösterdiği özen ve emek göz önüne
alınarak, ödüle katılacak yapıtların değerlendirilmesinde Türk
Diline özen, belirleyici ölçüt olacaktır.

KATILMA KOŞULLARI

1. 1 Ocak - 31 Aralık 2006 tarihleri arasında yayımlanan şiir
kitapları ya da kitap oylumundaki(en az 15 şiirden oluşan) şiir
dosyaları ile ödüle aday olunabilir.
2. Son başvuru tarihi 31 Aralık 2006' dır.
3. Ödüle katılacak kitap ya da dosyanın 6 örneğinin katılımcı
ya da onun yetkili kıldığı yayınevi tarafından bir başvuru dilekçesi
eşliğinde, özgeçmiş ve iletişim bilgileriyle birlikte, elden ya da
posta ile aşağıdaki adrese ulaştırılması gerekmektedir.

M.Sunullah Arısoy Kütüphanesi
KEGEV Özel Ü.Naci Akdoğan Okulları
Söke Yolu üzeri 8. Km Demirköprü mevkii 09400
Kuşadası AYDIN

4. Seçici Kurul: Turgay FİŞEKÇİ,Burhan GÜNEL,Hidayet
KARAKUŞ,Ayten MUTLU ve Ahmet ÖZER'den oluşmaktadır.
5. Ödül, 2.000 ( İKİ BİN) YTL.'dır ve kazanan yapıtın sahibine,
27 Nisan 2007 tarihinde,Kuşadası'nda düzenlenecek tören sırasında
bir plaket ile birlikte verilecektir.
6. Ödül bölüştürülmeyecektir.
7. Ödüle KEGEV Yönetim Kurulu ve Seçici Kurul üyeleri aday
olamazlar.


M. Sunullah ARISOY Türk Dili Ödülü Sekreterliği:
Şadiye EVGİN:KEGEV Sekreteri
0 256 618 28 38 0 542 256 60 44
belgegeçer:0 256 618 28 97

Pınar KAZANCIOĞLU :M.Sunullah Arısoy Kütüphanesi memuru
0 256 622 30 50

Zerrin BORATAV BAĞÇİVAN:Ödül Düzenleme Kurulu üyesi
0 256 614 18 38 0
542 675 40 03

Daha çok bilgi için:www.kegev.org
 
posted by astralvoyage at 5:58 PM ¤ Permalink ¤ 0 comments
Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü

'Cevdet Kudret’e başvurular sürüyor'
Bu yıl inceleme-araştırma-deneme dalında verilecek olan Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü’ne başvurular, 30 Ağustos’ta sona erecek. Ödüle, 1 Eylül 2005 - 30 Ağustos 2006 tarihleri arasında basılmış olan, edebiyat üzerine inceleme-araştırma ile deneme kitapları aday olabiliyor. Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü’ne başvurmak isteyen yazar, yayınevi ya da edebiyatla ilgili kuruluşların, önerdikleri kitapları 6 nüsha olarak, yazarın kısa özgeçmişi ve adaylık başvurusu ile “Cevdet Kudret Edebiyat Ödülleri, Amiral Fahri Engin Sok., Vaizoğlu Apt., No: 8/5, Rumelihisarı-İstanbul” adresine 1 Eylül tarihine kadar iletmeleri gerekiyor.

Kaynak: Ntvmsnbc
 
posted by astralvoyage at 5:46 PM ¤ Permalink ¤ 0 comments
Şehir / Konstantin Kavafis

"Bir başka ülkeye, bir başka denize giderim," dedin,
"bundan daha iyi başka şehir bulunur elbet.
Her çabam kaderin olumsuz bir yargısıyla karşı karşıya;
-bir ceset gibi- gömülü kalbim.
Aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede?
Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam,
kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün,
boşuna bunca yıl tükettiğim ülkede."

Yeni bir ülke bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir. Sen gene aynı sokaklarda
dolaşacaksın. Aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda. Başka bir şey umma-
Bineceğin gemi yok, çıkacağın yol yok.
Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
Öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de.


 
posted by astralvoyage at 5:34 PM ¤ Permalink ¤ 1 comments
SÖZCÜKLER -2-


İki aylık edebiyat dergisi Sözcükler'in Temmuz-Ağustos tarihli 2. sayısı da, ilk sayısı gibi edebiyatımızın her kuşağından seçkin temsilcilerin ürünleriyle yayımlandı.

Derginin bu sayısında, Meksikalı ünlü romancı Carlos Fuentes'in 2005 Berlin Kitap Fuarı'nın açış konuşması olan, 'Romana Övgü' başlıklı yazısı, Celal Üster'in çevirisiyle sunuluyor. Derginin, 'Edebiyat Ne İşe Yarar' soruşturmasını bu ay, Irlandalı yazar John Banville yanıtlamış. Semih Gümüş, 'Postmoderni Anlamak' başlıklı yazısında günümüz edebiyatının temel sorunlarından birini gündeme getiriyor.

Melih Cevdet Anday'ın 1980'lerin başında Abidin Dino'ya yazdığı mektuplar, Ferit Edgü'nün sunumuyla dergide yer alıyor.

Emin Özdemir, 'Yoğunlaştırılmış Karakter Çizimleri' adlı denemesinde, Türk ve dünya edebiyatından ünlü karakterlerin özelliklerini inceliyor. Server Tanilli, ilk önemli kadın romancımız Halide Edip'in yapıtlarındaki feminizm tavrını, Ali Nesin, babası Aziz Nesin'in kişilik özelliklerinden birini konu edinmiş.


Hüseyin Erdem, 1950'li yılların Kurtuluş ve Dolapdere semtlerindeki insanların dünyasını 'Mestan' adlı anı yazısında anlatıyor.

Selim İleri'nin yazmakta olduğu, 1600'lerin İstanbul'unda geçen yeni romanı... Hepsi Alev'den bir bölümün yanı sıra, Sözcükler'in bu sayısında İlhan Berk, Mücap Ofluoğlu, Cevat Çapan, Refik Durbaş, Erdal Alova, Veysel Çolak, Turgay Fişekçi, Ali Asker Barut, Songül Kaya ve Mehmet Çakır'ın şiirleriyle; Nezihe Meriç, Cemil Kavukçu, Oğuzhan Akay ve Deniz Günal'ın da öyküleri okunabilir

 
posted by astralvoyage at 1:34 PM ¤ Permalink ¤ 0 comments
Ağustos 03, 2006
'İskender'i öldürmediğim ortaya çıktı'

İskender'i Ben Öldürmedim' kitabıyla Melih Cevdet Anday Şiir Ödülü'nü kazanan küçük İskender, 'Bana yapılan haklı haksız bütün saldırılara 'İskender'i Ben Öldürmedim' diye savunmamı verirken bu ödülle beraat ettim. İskender'i benim öldürmediğim belli oldu' diyor

ERKAN AKTUĞ (Arşivi)

İSTANBUL - "Bir şair tanınınca kolaylıkla oynamaya başlayabilir. Onda oyun yok. Öfkeli olduğu için öfkeli, hırçın olduğu için hırçın. Çünkü hep risk altında, hem şiirinde hem de yaşamında. Bu yüzden de rol yapacak zamanı yok" diyor Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) Başkanı Enver Ercan, küçük İskender için... 42 yaşındaki küçük İskender, 20'li yaşlardan beri tanınıyor, 40 küsur kitabı var ve üç-beş filmdeki rolleri dışında onda 'oyun' yok. Boş vakitlerinde şiir yazmıyor, hayatını tamamen şiire adamış, gerekirse bunun için acı çekiyor, bundan dolayı yüksünmüyor. 'İskender'i Ben Öldürmedim' (Sel Yay.) kitabıyla TYS'nin düzenlediği Melih Cevdet Anday Şiir Ödülü'nü kazanan 'marjinal şair' küçük İskender'le ödül ve şiir hakkında konuştuk.

Melih Cevdet gibi bir usta adına düzenlenen ödülü ilk siz kazandınız. Nasıl bir hissiyat içerisindesiniz?
Bana göre modern Türk şiirini toplumsal çizgiden kopartmadan taşıyıp yer yer bireye de inen usta bir şair olduğu için onun adına koyulan bir ödülü almak benim için her şeyden önce gurur kaynağı. Çünkü son dönemdeki muhafazakâr şiir eğiliminin, eğilimi de aşarak bir harekete dönüştüğü noktada böyle bir ödülü almak ödül kazancından çok bir saygı duruşunun, yüreklendirmenin başlangıcıdır. Bana göre bu ödül geç verildiği için bir geri adımdır, ama Türk şiiri için bir ileri adımdır. Büyük bir olasılıkla bu ödüle katılacak insanlar Türk şiirinin modernizasyon organizasyonunun belki de bu ödül çatısı altında gerçekleşeceği inancıyla hareket edecek.

Melih Cevdet şiiriyle aranız nasıldır?
Benim için yapı taşlarından biri. Onun özellikle 'Teknenin Ölümü' kitabı 10'lu yaşlarımda elimden düşmezdi. Paramparça olmuştu. Üstelik ailemdeki insanların da çok okuduğu, sevdiği bir şairdi. Bir de o kuşaktan bir tek Melih hocayla tanışma şansım olmuştu.

Sadece şiirle geçinen ender şairlerdensiniz. Şiir kitapları çok az satıyor. Rol aldığınız üç-beş filmden servet kazanmadığınıza göre, nasıl geçiniyorsunuz?
Ne maddi ne de manevi anlamda geçiniyorum. Geçinememek bir noktada gurur kaynağı oluyor. Çünkü uyumsuzluk, her şeyin sisteme bağlandığı bir coğrafyada her şeyden önce yaşama direnci veriyor. Haftada üç öğünle ayakta kalabilecek bir canlıya dönüştüm bu ülkede. Bu bir acındırma politikası değil, tam tersi bunu birçok insana yaşama karşı direnç örneği olarak sunuyorum. Şair günlük hayatın koşturmasının dışında boş vakitlerinde şiir yazmamalı. Bütün hayatını buna adayabilmeli, gerekirse bunun için acı çekmeli. O yüzden belli yoksunluklarımdan dolayı yüksünmüyorum. Bunu ülkenin gerçeği, hatta algılayış biçimi olarak görüyorum.

40'ınızı geçtiniz, 20'li yaşlardan beri tanınıyorsunuz. Bu özel yaşantınızı da görünür kılıyor. Marjinal yaşam nedeniyle dışlanmışlık hissediyor musunuz?
Bunu ilk kez açıklıyorum. Zamanında basına da yansıyan tatsız bir olaydan dolayı iki kiralık katille mücadele ettim. Hatta biri beni yakaladığı halde çok sevdiği için öldürmeyeceğini bir an önce ortadan kaybolmam gerektiğini söyledi. Sen artık niye intihar etmiyorsun diyen beni çok seven okurlarım da var. John Lennon, Jim Morrison gibi... İdol noktasına getiriyorlar, bunu kırmaya çalışıyorum.

İyi şiir yazmak yeterli mi? Şairin yaşantısı, hayata karşı duruşu iyi şiirin fark edilmesinde etkili değil midir?
İyi bir şiir yazabilmek için kötü bir şair olmak gerekiyor. Buradaki kötüyü Batı felsefesindeki anlamıyla kullanıyorum. Çünkü aynı zamanda bir cambazsınız. Ve elinizdeki değnekle dengesizlikleri dengelemek zorundasınız. Bunu açarsak bazı dengesizliklerinizin olması gerekli ki bu şiirinize de yansısın. Değneğin iki ucunda dengesizlik olsun ki siz birey olarak o ipin üstünde durun. Çünkü okur aynı anda sizin düşmenizi de bekler. İpin üstünden geçmenizi alkışlar ama eğer düşerseniz büyük bir olay olur ve bundan büyük bir mutluluk duyar. Bu her sanatçı için geçerli.

Ödül aldığınız kitabın adında 'İskender'i öldürmek'le neyi kastediyorsunuz?
Kitabın adı, Türk edebiyatında, şiirinde modernizmi öldürmeye çalışanlara yönelik bir addı. Bana yapılan haklı haksız bütün saldırılara 'İskender'i Ben Öldürmedim' diye savunmamı verirken bu ödülle beraat ettim. İskender'i benim öldürmediğim belli oldu.

Şiirin, şairin katledildiğini mi düşünüyorsunuz Türkiye'de?
Bir anlamda. Çünkü Türk edebiyatının Rimbaud'lara ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Hatta o Rimbaud'ların gelip benim şiirimi de yıkmaları gerekir. Bu gereklilik kapsamında bundan 300 yıl sonra en azından saygı çerçevesinde insanların İskender'in yaptıklarına dönüp bakacağına adım gibi eminim. Ama belki kötü bir örnek olarak okunacağım ki, bu benim için önemli değil. Önemli olan neyi ne kadar tahrip ettiğim. Çünkü güzel bir şeyi tahrip etmiyorum ben. Güzel insanların yaşadığı o cam şatoları kırıyorum, belki tek başıma yapıyorum bunu ama 2000'li yılların genç şair ekibindeki saldırganlık ve ifade tarzı benim yalnız olmadığımı gösteriyor. Bu bir anlamda bayrak yarışıdır ki ben bayrağı bir yere kadar taşıyabilirim. Yeni gelenlerin de o bayrağı alıp bir yere götürmesi gerekiyor. Çünkü söz konusu olan bayraktır.

Ödül parasıyla dökülen dişlerinizi yaptıracağınız söyleniyor, öyle mi?
Evet yemek yeme problemim oluyor ama aslolan birilerini ısırma eylemim biraz zayıfladı o yüzden dişlerimi acilen yaptırmam gerekiyor! Çünkü ısırılacak çok insan var.

Artık usta bir şair sayılırsınız. küçük İskender'den feyz almaya gelen gençlere ne öneriyorsunuz?
Bir elinde çivi taşıyorlarsa diğer ellerinde çekiç olması gerekir. Bir yere şiirleriyle bir şey çakmak istiyorlarsa diğer ellerinde bunu yapacak inançları, birikimleri, cesaretleri olmak zorunda. Eğer yola çıkmaya kararlılarsa önce nerden ayrıldıklarını görsünler çünkü bir gün geri dönmek zorunda olabilirler. Ama bana göre dönmesinler, gitsinler.



Kaynak: www.radikal.com.tr
 
posted by astralvoyage at 1:13 PM ¤ Permalink ¤ 1 comments